4 Ağustos 2008 Pazartesi

Lord Kinross’un Küçük Avrupa gezileri

europaminor2

Kitaplarının çoğunda Lord Kinross adını kullanan İngiliz yazar Patrick Balfour (1904-1976), 1956 yılında çıkan Europa Minor, Journeys in Coastal Turkey (Küçük Avrupa, Türkiye Kıyılarında Geziler) adlı kitabında 1947-1954 yılları arasında Türkiye'nin güney ve batı kıyılarında ve İstanbul'da yaptığı gezileri anlatıyor. O yıllar Türkiye'nin daha turizme açılmadığı, İkinci Dünya Savaşı yasaklarının kalkmadığı (örneğin yabancıların Çanakkale’ye izinsiz girmesi yasakmış), tarihi kalıntılara yapılan gezilerin şüphe uyandırdığı, güneybatı sahillerimizde yapılan mavi yolculuk dediğimiz tekne gezintilerinin Türkiye’de henüz kimsenin aklından bile geçmediği ve o sahillerin plastik çöplerle dolu olmadığı zamanlar.

Lord Kinross yaklaşık 160 sayfalık bu kitabın hemen hemen yarısını Antalya İzmir arasında İzmir İngiliz konsolosunun Elfin adlı yatıyla yaptığı yolculuğa ayırmış. Turist görmeye alışmamış Türkiye'de başlarından değişik olaylar geçiyor. Bir keresinde, Lord Kinross ve konsolos arkadaşı Elfin'den pasaportlarını almadan çıkıp Kalkan yakınlarındaki Patara şehrinin kalıntılarına yürürken karşılarına çıkan 4 jandarma onları şüpheli görüp ellerindeki tek tüfekle tehdit ederek karakola götürüyor. Hep beraber yürürken, Türkçe bildiği anlaşılan konsolosun jandarmalara söz geçirmeye çalışması, jandarmaların kendi aralarındaki rütbe çekişmeleri ve sonunda Lord Kinross ile konsolosun yattan getirdikleri pasaportlarını göstererek paçayı kurtarmaları komik bir hikaye oluşturuyor.

Türkçe biliyor olması Lord Kinross’un gezileri sırasında karşılaştığı Türklerle anlaşmasını kolaylaştırmış ve o sayede bir çok ilginç kişiyle tanışmış: Ermenek’te Birinci Dünya Savaşı’na katılmış, İngilizler tarafından esir alınmış ve o sayede İngilizce öğrenmiş bir Türkle karşılaşıyor; Bodrum’da sarhoş bir süngerci ona İkinci Dünya Savaşı’nda Ege Denizi’ne düşmüş bazı İngiliz uçaklarını bulduğunu iddia ediyor*; Elfin'in aşçısı Kürt Mehmet anlattığı inanılması zor hikayelerle (örneğin, anneannesinin 115 yaşında bir motorsiklet kazasında öldüğü gibi) Lord Kinross’u eğlendiriyor.

Çok eskilerden beri Asia Minor (Küçük Asya) diye bilinen Anadolu Yarımadası’na Europa Minor (Küçük Avrupa) demeyi tercih etmesinin nedenini Lord Kinross kitabının önsözünde şöyle açıklıyor:
Toros Dağlarının çerçevesi içinde kalan Anadolu platosu esasen coğrafi olarak Asya’nın bir uzantısı olan Küçük Asya’dır. Torosların haricindeki Anadolu kıyıları ise (oralarını geliştiren etkiler genellikle Batı’dan gelmiştir) coğrafi olarak Avrupa’nın dördüncü kıyısı olan “Küçük Avrupa”dır…Bu terim, politik bir anlamda, modern Türkiye’nin tamamı için de kullanılabilir. Çünkü Atatürk’ün batı temelleri üstüne kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, komşusu Yunanistan gibi, yavaş yavaş Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası haline geliyor.
Lord Kinross’un 50 seneyi aşan bir süre önce yazdığı bu sözleri bu günün Türkiye’si için de söyleyebilir miyiz?


*Yıllar sonra Bodrum’da aynı iddiaları aynı süngerciden duyan Amerikalı dalgıç yazar Peter Throckmorton süngercinin gösterdiği yere daldığını ve uçakları bulduğunu The Lost Ships adlı kitabında anlatmıştır. O kitabı da başka bir yazıma konu edeceğim.


1 yorum:

Deniz Bevan dedi ki...

keşke bende o zamanların Türkiye'sini görebilsem!