KEREVİZLİ PİLAV TARİFİ
Bir bölümlük tartışmalı felsefi oyun
Yazanlar: Aydın Örstan ve Selim Dorak
20 Temmuz 2009Perde açıldığında ucuz görünüşlü, sıcak bir lokantada tek başına üstünde sadece bir peçete olan bir masada oturan Birinci Adam kırmızı bir gitarı tıngırdatmaktadır. Kalın bir kazak giymiş olduğu için suratından terler damlamaktadır. Lokantada başka kimse yoktur.
Kısa bir süre sonra İkinci Adam lokantaya girer, Birinci Adam’a doğru yürür, karşısındaki bir masaya oturur. Kısa kollu bir gömlek ve şort giymektedir.
İkinci Adam: Ben de benim kırmızı gitar nereye gitti diye düşünüyordum. Sormadan aldın gene demek ki.
Birinci Adam: İbanez mi?
İkinci Adam: Hayır, kereviz.
Birinci Adam: Az pilavlı alayım, öyleyse. (Arkaya dönerek seslenir.) Dondurma da ver Recep!
Arkadan görünmeyen bir adamın sesi gelir: Olmaz!
İki adam kısa bir süre sessizce lokantanın arkasına bakarlar.
Birinci Adam (ikinciye dönerek): Ziyaret saati mi değil?
İkinci Adam: Tüccarlara mahsustur.
Birinci Adam (Alnında biriken terleri masadaki peçeteyle siler.): Terbiyem müsait değil.
İkinci Adam: İsterseniz terbiyeli köfte versinler.
Birinci Adam (gitarı masanın üstüne koyup yerinden kalkarken çenesi ile ilerdeki kapalı bir kapıyı göstererek): Küçük lavabo için şu kapı mı? Musluk var mı?
İkinci Adam: Bu sözleri size hiç yakıştıramadım, Hikmet Bey.
Birinci Adam (Biraz şaşırmış gibi görünür. Gitarı eline alıp tekrar yerine oturur.): Libya'dan dönünce göreceğim o hesabı, kabak gibi de yapılmaz ki.
İkinci Adam: Tabi. Trablusgarp'da İtalyanlara karşı omuz omuza savaştığımız günler hep aklımda.
Birinci Adam: Ben o zaman horoz adamıştım ama kestirmedim, bi sakatlık çıkar mı? Cihaz bulamadım.
İkinci Adam (çok içtenlikle): Estağfurullah, rica ederim. Hiç zahmet olur mu? Hemen göndereyim çocukla. Kaç kilo olsun?
Birinci Adam: Pınarbaşında bekleyeceğim, tülbente sarsınlar. Safra kesesini aldılar geçen hafta! Gerek de yoktu ama.
İkinci Adam: Çok üzüldüm. Şemsiyesini mi kaybetmiş? Yağmur da başladı üstelik.
Birinci Adam (Tekrar gitarı çalmaya başlar.): Zaten açılmıyor ki adamın şemsiyesi, artık beynine bir naylon geçirsin inek. Bar pavyon sürterse olacağı budur sebebiyle değindim konuya. Üzerime vazife değil de. Kavun mu söylesek? Şefik, çayları tazele canım!
İkinci Adam (lokantanın girişine doğru bakarak): Hacivat nerde kaldı?
(Elinde çay tepsisi ile çok sade giyimli, başı bağlı bir kadın sahneye girer. Tam ağzını açmış bir şey söylemek üzereyken…)
Birinci Adam (gitarı çalmaya ederek): Kem küm etme Melahat! Suat'la parkta görmüşler seni, kokoreç almışsınız. Zıkkımın kökünü ye! Ya yemedi di mi? Ulu ulu kendi başını yersin sonunda.
İkinci Adam: Kokoreç dedin de aklıma geldi…gitarın akordu bozuk galiba.
Kadın çayları masaya bırakıp çıkar. İki adam arkasından bakarlar. Perde kapanır. Seyirciler çoşkun bir şekilde, ayağa kalkarak ve “bravo! bravo!” diye haykırarak, alkışlamaya başlarlar.